Sabaha öyle bir giriştik ki, adamın elinde tuttuğu o iri göğüslü sarışın melek hemen sıcak duşun altına sürüklendi. Suyun buharı arasında parıldayan teni, ıslanmış saçlarıyla iyice azgınlaşmıştı. Yarağın sertliği, sırtına bastırırken kadının ciğerlerine kadar işleyen hırıltılı nefesleriyle birleşiyordu. Hevesli elleriyle göğüslerini yokladı, parmak uçları memelerinde dans ederken amcıklarını hatırlatırcasına titriyordu kadın. O anda o sıcak suyun altında, tenlerin birbirine tutkuyla yapışması sahiden başka bir cehennemdi.
Üstlerine akan sulara aldırmadan adam kalçalarından tuttukça kadın belini büküp kendini daha fazla vermek istediğini belli ediyordu. Amcığını parmaklarıyla açarken adam o kocaman yalağını çekiştirecek mal bulmuştu. Kadın inlemelerle karşılık verirken adamın sert köklemeleri daha da hızlandı, gösterdiği acımasızlığı her itme hareketinde yüzünden okunuyordu. Sarışının amı suyun altında bile kendini bırakıp her defasında daha derin çekercesine açılıyor, dilini çıkartıp yumuşak dudaklarını yarığın etrafında oynatıyordu.
Yarağı neredeyse kaygan vücudunun içinde fena halde gezdiriyor; hem göğüsleriyle hazırlar hem de ısrarcı biçimde amcığına sahip çıkıyordu kadın. Her köklüşte kadının kahkahası ve nefesi yükseliyor, o iğrenç ama tutkulu sesler duşun buharıyla karışarak ortamı iyice kızıştırıyordu. Artık dayanamayıp en dipten vurduğunda sarışının bedenindeki titremeyi hissetmek bütün yükünü aldı üstünden. İpler gerildi, ona doğru bastırdığı kök ha bire artarken kadın dizlerinin üzerinde eridiği gibi soluğu kesilmişti.
Sonrasında elleriyle tenini kavrayıp son bir kez içine patladı; sıcaklık ve sapıklık iç içe geçmişti suda… Kadının çığlıkları arasına karışan sert göğüs sıyrıklıkları ve ıslak bedenin sürtünmesi unutulmazdı orada. Duş başlığı altında biten bu kirli seans sabahın en vahşi anlarından biri olmuştu; doyumsuz arzularını boşaltmış iki ruh vardı orada, birbirinin acısını ve zevkini taşırken…








