Detaylar

Ofisteki gergin hava, kapı arkasında gizlenen bir tutkunun ilk kıvılcımlarını ateşliyordu. Patronunun sert bakışları altında titreyen kadın, geçmişin yükünü üzerindeymişçesine terlemekteydi. O an, adamın içindeki baskı patlamaya hazır volkan misaliydi; kontrolü kaybetmek üzereydi. Kadının çekingenliği boğazında düğümlenirken, adamın eli bir anda kadının bele sıkıca kavuştu. Parmaklarını ısıran dudaklar arasında nefesler kesildi; bu sadece başlangıçtı.

Göz göze geldiklerinde güç savaşının yerini arzu aldı. Patronun sıkı penisi, kadının siste kalmış amcığına değdiğinde, tüm utanç ve korku yerini çaresiz bir istekle doldurdu. Kadın dizlerinin üzerinde, ofisin soğuk masasında bedenini teslim etti. Adam ise acımasızca kökledi o dar deliği, her girişinde kadının iniltisini bastırmak için tırnaklarıyla sırtını çiziyordu. Hırıltılar ve metal masa sesi birbirine karışırken, odada sadece iki bedenin savaşı vardı.

Daha derinlere inmeye başladığında adamın ritmi hızlanıp şiddetlendi; kadının amcığını parçalayan darbeler eşliğinde “Inle! Daha gürültü yap!” diye haykırdı. Kadın da teslim olmuşcasına kendi fantezilerini serbest bırakarak yüksek sesle inlemelerle karşılık verdi. Ofisin tek ışığı göz kamaştırırken, ter içindeki tenleri birbirine yapışıyordu. Bu sikiş basit bir iş ilişkisinden çok daha fazlasına dönüşmüştü; boyun eğmenin ve hükmetmenin kirli dansıydı.

Son hamlede adam tüm gücünü topladı; acımazsızca içeriye dayadıktan sonra yavaşça boşaldı. Kadının amcığı dolduğunda irkildi ama daha fazlasını istemekten kendini alamadı. İnatla kalan hazzın peşinden koşarken, patronun sert sesi odada yankılanıyordu: “Beni böyle yoldan çıkarma.” Bu sözler yalancıydı çünkü ikisi de artık çoktan yolunu kaybetmişti; o gün ofiste başlayan bu kirli oyun yeni bir bağımlılığın ilk adımı olmuştu…

Comments are closed.