Madrid’in kavurucu sokaklarında kalmış çaresiz bir genç kız, Beatrix Glower, başına gelen talihsizliği unutturacak sertlikte bir sikişin içinde buluyor kendini. İlk başta utangaç bakışlarıyla yolunu kaybetmiş gibi duran o folloş, yavaş yavaş içindeki fahişelik canavarını ortaya çıkarıyor. Sokak lambalarının altında, eline geçen tek şansı kullanmaya mecburmuşçasına, adamın sert ve acımasız taklalarıyla eriyor.
Adamın eli hemen giriyor eteğin altına; incecik bacaklarından yukarı tırmanırken parmakları amcığını keşfe çıkıyor. Her dokunuşta Beatrix’in nefesi hızlanıyor; “Bana dokunma,” diye fısıldasa da sesi titriyor, içi yanıyor. Adam odaya hakimmişcesine amcığına inatla yapışıp emmeye başlıyor. Islaklık artıyor, sakso gitgide derinleşiyor, sert köklemelerle kulaklarını inletiyor. Genç kızın bedeninde kıvılcımlar çakmaya başladığında artık geri dönüş yok.
Beatrix’in vücudu adamın her dayamasıyla beraber sanki daha fazla arzuyla yanıyor, kalbi deli gibi atıyor. Yumuşacık amcığını iki parmağı arasında sıkarak ritmini ayarlayan adam, onu kendi gaddarlığına teslim ediyor. Hızı kesmeden iki dirsek üstünde çömelip kızı yüzüstü yatırıyor, belinden tutup kökünü bütün gücüyle içine sokuyor. “Ağzını aç,” diye emrediyor kükreyerek; kadın gözleri dolsa da boyun eğiyor istekten öteye geçen acıya.
Sokakların pis kokusunu unutturan bu anlarda Beatrix her inleyişinde daha derine gömülüyor adamın yaragının içinde. Sertlik arttıkça sesleri yükseliyor; “Dayama beni!” nidaları yankılanıyor dar odada. Artık sadece bedenler değil ruhlar da birbirine geçiyor o şiddet dolu dakikalarda. Son darbeyi vururken adam kendi boşalmasını kontrol edemeyip genç kadının amcığını köpürtüyor, orada kalan son damla da onun olduğunu haykırır gibi.
Bu gece Madrid’de unutulmaz bir kökleme yaşanıyor; yaştan ve durumdan bağımsız, sadece sertliğin ve arzunun karanlık tadıyla dolu azgın bir hikaye…








