Ofisin loş ışıkları altında Caroline, oyunun kurallarını değiştirmek için hazırdı. İri yaraklı James, daha kapının eşiğinden girdiklerinde içini yaktı; o sert bakışlarıyla amcığını hemen yakalamıştı. Başladı yaramazca sakso yapmaya, dudağını yarağının etrafına öylesine geçirip emdi ki Caroline’nin nefesi kesildi; diliyle yavaşça aşağı yukarı kaydırıyor, avuçlarını onun kaslı bacaklarına sımsıkı terk ediyordu. James’in sertliği dudaklarının içinde daha da kabardı, hızlı hızlı ilerleyen ritmiyle Caroline boğuk boğuk inliyordu.
Sonra elini yanağına gezdirdi, oradan karnına indi ve inceden parmaklarını amcığının deliğine soktu. O an amcığını iyice sarması yetmedi; derinlemesine içeri dalıp çıkardığı her hareketle Caroline’nin içi bir volkan gibi patladı. Tatlı ve acı karışımı sarsıntılar omuriliklerine kadar yayılırken James yere doğru çömeldi ve tam o anda reverse cowgirl pozisyonuna geçtiler. Caroline, oturduğu yerde hızla kıçını sallayıp o kalın yarakla didişiyordu; kasları geriliyor, her iniltiyle daha fazla dört ayak üstü çığlıklar atıyordu.
James onu geri yatırdı, beş parmağı kamaştıran hızda içine girdiğinde Caroline’nin eli kendi amcığına kaydı. Yorulmadan kendini götürmeye başladı; vajinasını ikinci bir orman yangını gibi alevlendiren o hareketlerle çıldırmışçasına gülüyordu. Yarağın kalınlığı ve sertliği onu hırpaladıkça hırlamalar yükseldi; James cebren dayadı onları masanın kenarına ve aniden doggystyle pozisyonuyla köklediği an Catherine tamamen teslim oldu.
Ardından misyoner pozisyonunda üstüne çıktı, göğüsleri birbirine sürtünürken yüzüne nefes nefese sıcaklığı üflüyordu. Sikişin doruğuna yaklaştıklarında James’in elleri Carolina’nın amcığını keşfe devam ediyor, parmaklarla delik delik edip sonra hızlanan kökleme ile tüm bedenleri titriyordu. Sonunda dayanamayarak amcığını taşa çevirdi; metanetiyle birlikte üzerine boşaldığında ikisi de yüksek sesle inliyorlardı.
Odaya yayılan ağır ter kokusu arasında onlar dinlenmeden birbirlerinin vajinasına parmaklarını daldırıyorlardı bile; tekme atan bedene karşılık son bir saplama daha geldiğinde ikisi de tutuşmuş halde darmadağın oldular. Ve her şey tam da böyleydi: acımasız, kirli, yakıcı… Tam anlamıyla şehvetin en derinine vurmuşlardı.








